26 Şubat 2009 Perşembe

4 AYLIK KUZEY TAN İLE OYUNLAR




İlk günlerimizde devamlı uyuyan oğluma bakıp bakıp "ben nasıl oyalayacağım" bunu demiştim.
Kuzey Tan doğmadan önce kuzenlerimi yeğenlerimi okadar iyi oyalardım ki anneler hep memun kalırdı benden. Peki Kuzey Tan ı nasıl oyalayacaktım.
  • İlk aylar oyalama diye birşey yok. Tek bildiği emmek.
  • 1.5 aylık olunca koşarak ışıklı şarkılı oyuncak aldık fakat ilgi göstermedi. Hatta kafasını yana çeviriyordu. görmek istemiyor gibiydi.
  • Arkadaşlarım oyuncak eldivenler kuklalar aldı. İzliyordu ama kısa süreli.
  • 2.5 aylık süper bir değişim oldu. Işıklı oyuncağı ile 15 dakika oynuyordu.
  • Oyuncak eldivenler gülüyordu.
  • Renkli sesli topu havaya atıyordum izliyordu.
  • En sevdiği oyuncak ellerimdi. ellerimi hareket ederek konuşunca ellerime kilitleniyordu.
Bugün 4 aylık ve en sevdiği oyunlar.
  • ANNENİN ELLERİ: ellerimle kuş taklidi, geyik, böcek, köpek, ayı gibi o an aklıma gelen hayvan taklidi yapıyorum. (gerçeği ile alakaları yok.) Sonra havadan şarkı söyleyerek yüzüne doğru geliyorum. Şarkı susam sokağından bir zaman duyduğum bir melodi. "dağdan bir böcek geliyor döne döne" diye ellerimle yüzüzne yaklaşıyorum.
  • ANNENİN ÖPÜCÜĞÜ:"Nerede, nerde Kuzey Tan'nın elleri nerede" diyerek ellerini öpüyorum. "Nerede Nerede Kuzey Tan'nın ayakları nerede" diyerek ayaklarını öpüyorum. Kahkahalar karışıyor öpücüklerime.
  • PLAYSCOOL:2'li egzersiz ile başbaşa bırakıyorum ve kendi kendine oynuyor. Sırt üstü 30 dakika oynayabiliyor ama yüzükoyun 10 dakika. Sıkılınca, kaldırıyorum asılı oyuncaklara başka oyuncaklarda asıyorum böylede sırt üstü 10-15 dakika daha oynuyor.


  • DANS: Mama sandalyesinde kemerini bağlayıp, ellerini tutup şarkı söyleyip dans ediyoruz. Şu aralar en sevdiği BADEM'den " Sen Ağlama".
Hergün yeni oyunlar uyduruyorum tepkisine, ilgisine göre oyunlar değişiyor. İlerde umarım bu yaptıklarımı çatlaklık olarak değerlendirmez.

25 Şubat 2009 Çarşamba

ANNE, BEN ANNE OLDUM....


21 EKİM 2008 günü ben anne oldum ANNE. Artık ben de bir anneyim. Küçük kızın artık bir ANNE.
Yarın, 26 ŞUBAT 2009, tam 11 yıl oldu ve sana İYİ UYKULAR diliyoruz oğlumla.

21 Şubat 2009 Cumartesi

KUZEY TAN 4 AYLIK


Büyümüş mü benim oğlum. Daha 4 aylık ya da koccaman 4 aylık. Neler yapıyor neler.

  • İlk Seferde tutturamasa da elleri ile birşeyler yakalamaya ve bırakmamaya başladı.


  • 1aydır ellerimizi tutunca ayağa dikilmeye çalışıyor dikilince de mutluluk çığlıkları atıyor.


  • Oturmak için doğruluyor. Ellerimizi tutunca oturuyor. (Daha oturtmuyoruz. Doktorumuz yüzükoyun daha çok zaman geçirmesini istiyor.)


  • Bana roller yapıyor. Öksürüyor, ağlamaklı sesler çıkarıyor. Bakınca gülümsüyor.


  • Oyuncakları ile sıkılmadan 20-30 dak. oyalanabiliyor.Özellikle sabah saatlerinde.


  • Yabancı ani seslerden korkuyor. (Gürültüye alıştırmama rağmen özellikle ani seslerde çok ağlıyor.Bugün yan odada hapşurduğum için çok ağladı.) Özellikle diğer çocukların seslerinden korkuyor. T ile ilk deneyimi çok tatlıydı.


  • Konuşan kişilere bayılıyor. Konuşan kişileri hayranlıkla seyrediyor.


  • Konuşuyor. Konuşmasını taklit edince şaşırıyor veya gülüyor. (Umarım kötü bir şey demiyorum bebek dilinde.)Şarkı söylerken kendince eşlik ediyor. (uzun hava okumalı ama)


  • 7.200 gr ve 65 cm.(1 ayda 6 cm uzamış)


  • Düzenli akşam uykuları var. Tracy teyzesi de sağ olsun.Gündüz uykuları çok uzun süreli değil ama.


  • Bu sabah elmayı tattı ilk defa.(6 çay kaşığı ama)Problemsiz kabul etti.


  • Babası ile bana ihtiyaç duymadan vakit geçirebiliyor. (tabiki biberonda annesinin sütü olmalı)


  • Annesini hiç üzmüyor.Beni görünce gözlerindeki ışıltı çok daha anlamlı.

10 Şubat 2009 Salı

İş Başı


Geçen hafta işte ilk haftamdı. Oğlumu bırakıp işe gitmiştim. Öncesinde yazdığım yazıdan da anlayacağınız gibi duygularım dorukta, endişem sonsuz, huzursuluğum duraksızdı.
Aklımdan o haftanın planını yapmıştım. deneme fırsatım fazla olmamıştı. 2-3 kez deneyebilmiştim ve babaanne ile başbaşa çok zaman geçirmemişti.
Sabah 7:15 uyandık. Güzelce emzirdim ve öğle tatilde ben gelene kadar içmesi için süt sağıp bıraktıp. Gözüm hep saatteydi. İşe geç kalmamalıyım. Ardından güzelce kahvaltımı yaptım, hazırlandım ve işteydim.
Öğlene kadar çok sık aramamak için kendimi zorladım diyebilirim. Saat 10:30 gibi arayıp biberonda sorun yaşayıp yaşamadıklarını sordum. Bir sorun yoktu. Öğlen koşarak eve geldim. Böyle olması için Avrupa Yakasın'dan Anadolu Yakasına evimi taşımıştım. 500 adım işim ve bebeğimin arası.
Öğle saatim okadar koşturmaca ki işe dönünce başım dönüyordu. Emzir, aynı anda süt sağ hemen yemek ye ve koşarak işe yetiş. Emzirirken lekelenmiş kıyafetler olmasın ve bebeğime iş kıyafetlerimle sarılmamak için birde kıyafet değiştiriyorumda birde.
Süt iznimden dolayı bebeğime 1.5 saat erken kavuşacağımın mutluluğu ile beni 4 aydır bekleyen, artık patlama durumuna gelmiş işlere sarıldım. Arkadaşlarımla hasret bile giderememiştim.
Sonraki günlerde ise işe dalıp akşam çıkışımı geçiktirdiğim oldu ve halen vicdan azabı çekiyorum.
Herkesin sorusu "Ağladın mı?"
Hayır, çünkü ayrılığımızı değil birleşeceğimiz anı düşündüm.
En zoru ne biliyormusunuz? Sabahları gülüşünü bırakıp gitmek.