Hakkında çok şey yazıldı tutuldu. Tarih ne anneler gördü, gelecek ne anneler görecek. Bu işin sınırları yok. Öyle de olur böyle de hatta şöyle de olur.
Anne olmakla bir çok sorumluluk şekli gelir üstünüze.
Aslında bu hikaye küçük bir kızken başlar. Elinize hemen bir oyuncak bebek vererek başlarlar staja. Sonradan kızsınız ya, bir yerde buluştuğunuzda "hadi oyala ufaklıkları derler". Hatta konu da iyiyseniz çocuklu aileler sizi hep davet ederler, sizinle tatile giderler. İşte böyle başlar bu kalıplama (KALIPLAMA 1)
Bekarlık biraz uzun sürerse yandınız. KALIPLAMA 2 girer devreye. "aa yaşın geçmeden evlen , çocuk yap,mazallah çoçuğun olmaz,ya erken menepoza girersen (daha 23 üm yahu) ...." gibi cümleler sizi sağdan soldan yontar. Hatta bana 5. sınıf öğrencim demişti. "evlensene sen. çocuk yap olmadı boşanırsın?"Nasıl yani?? Arkamdan neler dönüyor? Tamam bu öneriyle fena şekil aldım.
Dınnınınııı. Evlendim. Bu dönemde kalıplama çok hızlı çalışır. direk elle yontma değil makina üretimi olur. "Çocuk yap çocuk,... ne zaman çocuk?, her eve lazım (sanki singer dikiş makinası yapacağım),geç kalma , olmadı tüp bebek yap...." KALIPLAMA 3. Toplum sizi he gördüğünde bir sağdan bir soldan dürter dürter dürter ve kalıba oturursunuz.
KALIP 4 ANNELİK: bu döneme kadar neler gördünüz geçirdiniz ne hayaller kurdunuz." Çocuğum olursa şunu yapacağım, şunu yapmıyacağım,.. falanda .. filanda"
Danadananananammmmm
KALIP4 en zorlusu çünkü çocuğunuz kalıp ustanız. Durun durun bir terslik var ben ona şekil verecektim. Onu genç bir fidan olarak yetiştirecektim. Benim gibi kalası yontmaya başladı. Hayır toplumun daha önce yontukları bile fayda etmedi beni kendi kalıbına sokuyor. Bende kendimi hayelleriden farklı buluyorum.
"ASLA ASLA DEME" eğer daha anne olmadıysan.
ARADIĞINIZ ANNEYE ŞU ANDA ULAŞILAMIYOR. LÜTFEN DAHA SONRA TEKRAR DENEYİN!!!!
Annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Ağustos 2011 Pazartesi
9 Kasım 2010 Salı
ÇOCUKLU EV
Hayalinizdeki ev bu muydu?
Sandalyeler suç işlemiş gibi, evin bir köşesine tıkılmış;
Bütün aksesuarlar yüksek yerlere göç etmiş;
Dolaplarınız banka kasaları gibi kitlenmiş;
Duvarlarınız geleceğin sanatçısının el izlerini taşıyor;
Her eşyanız amaçları dışında görevler edinmiş;
Ortalık oyuncaklardan oluşan bir bataklık gibi
ama
Neşeyle gülen bir çocuk kahkahası inletiyor duvarları,
Kapıyı açtığınızda bir insanın kalbinden gelen bir sesleniş duyuyorsunuz
"annneee"
ve
küçük, sıcacık kollarıyla sizi kucaklıyor.
EVET hayalimdeki ev buydu:))
8 Mart 2010 Pazartesi
UYUR TAŞIR
Bir sabah,
Anne: Sen mi getirdin Kuzey Tan nı yatağa
Baba: yooo sen getirmedin mi?
Anne: bilmem, hatırla mıyorum?
Kuzey Tan düşünür "susunda uyuyalım. kim getirdiyse getirdi. Sonuç olarak yataktayım."
Anne: Kendi gelmemiştir heralde değil mi?
Baba: ?&;#..*
Anne: yok yok ben getirdim ama hatırla mıyorum.....
evet geçen haftalarda bu olay 2-3 kez oldu. Ben teşhisi koydum "Uyur Taşır" Kuzey Tan ağlıyor ben gidip alıp direk yatağa getiriyorum. Sabah bir bakıyorum yatakta bir zıpır. Zorlayınca ağladığını hatırlıyorum ama taşıdığımı hayır.
Bu arada uykum hafiftir. Hemen uyanırım ama geçen hafta biraz hasta olduğumdan olsa gerek oldu bunlar.
Bahaneye gerek yok küçükkende uyur gezerdim zaten. Fena kaybolur muşum. Gizli köşelerde yatarmışım. Ortaokulda uyurdüşerdim. yataktan yere iner yatardım.Üniversitede yurtta ranzanın üstünde yatmadım bu yüzden orada bile arada sırada indim yataktan aşağıya. yok yok çok düzgün iniyordum. Önce yorgan sonra yastık sonra ben. Büyüyünce yataktan inmiyorum ama yatakta 360oC dolanıyorum.
Not: Geçen seneden beri bizi takip edenler Kuzey Tan nın uyuma yeteneğinin kime çektiğini anlamışlardır.
Anne: Sen mi getirdin Kuzey Tan nı yatağa
Baba: yooo sen getirmedin mi?
Anne: bilmem, hatırla mıyorum?
Kuzey Tan düşünür "susunda uyuyalım. kim getirdiyse getirdi. Sonuç olarak yataktayım."
Anne: Kendi gelmemiştir heralde değil mi?
Baba: ?&;#..*
Anne: yok yok ben getirdim ama hatırla mıyorum.....
evet geçen haftalarda bu olay 2-3 kez oldu. Ben teşhisi koydum "Uyur Taşır" Kuzey Tan ağlıyor ben gidip alıp direk yatağa getiriyorum. Sabah bir bakıyorum yatakta bir zıpır. Zorlayınca ağladığını hatırlıyorum ama taşıdığımı hayır.
Bu arada uykum hafiftir. Hemen uyanırım ama geçen hafta biraz hasta olduğumdan olsa gerek oldu bunlar.
Bahaneye gerek yok küçükkende uyur gezerdim zaten. Fena kaybolur muşum. Gizli köşelerde yatarmışım. Ortaokulda uyurdüşerdim. yataktan yere iner yatardım.Üniversitede yurtta ranzanın üstünde yatmadım bu yüzden orada bile arada sırada indim yataktan aşağıya. yok yok çok düzgün iniyordum. Önce yorgan sonra yastık sonra ben. Büyüyünce yataktan inmiyorum ama yatakta 360oC dolanıyorum.
Not: Geçen seneden beri bizi takip edenler Kuzey Tan nın uyuma yeteneğinin kime çektiğini anlamışlardır.
20 Ekim 2009 Salı
Sen Büyüdün mü Kuzey Tan?

Sen büyüdün mü Oğlum?
Daha dün gibi geliyordu denir ya işte böyle birşey.
Daha dün değil miydi, senin gelişini öğrendim, çok mutlu oldum.
Daha dün değil miydi, seni hissettim, gözlerim doldu.
Daha dün değil miydi, seni gördüm, ellerim titredi.
Daha dün dü seni kucağıma aldım kokladım kokladım ve kokladım.
Sen büyüdün mü oğlum?
Uykularıma ortak oldun, gözyaşlarına ortak oldum.
Gülüşünü gözlerime, ellerini ellerime, sesini kalbini içime gizledim.
Seninle ben de büyüdüm oğlum.
Yeni yaşın sana mutluluk, huzur, sağlık taşısın. Sana sevgi taşısın.
Dün akşam oturdum videolarını izledim. Sen bizim biricik oğlumuzsun.
Not:Saat Kuzey Tan'nın doğduğu an hastanede çekilen video görüntüsünden. Doktor "tamam" dediği an saatin durumu.
25 Şubat 2009 Çarşamba
ANNE, BEN ANNE OLDUM....
26 Ocak 2009 Pazartesi
BİR SICAK ÇAY
3 ay 5 gün oldu Kuzey Tan' ımız ile beraberliğimiz. Şu anda uykulara dalmaya çalışıyor.Bende 3. defa çayımı tazeliyorum.Galiba artık sıcak çay içemiyeceğim çünkü çayı bardağa koyup, koltuğa oturup, 1. yudumu aldığım an megafondan ağlama sesi geliyor.
Güle güle sıcak çay.
Kocaman merhaba oğlumun gülücükleri.
19 Ocak 2009 Pazartesi
Kuzey Tan ile Duygularım
"Ne Hissediyorsun?" hamileliğimde bekar veya bebeği olmayan arkadaşlarımın, kuzenlerimin, erkeklerin sorduğu bir soruydu.
Gerçekten "Ne hissediyordum?"
Bu duygunun adını tam bilmiyorum. Ama bir endişe bir korku vardı belirsizliğimin içinde. Belirsizlikten nefret ederim bir de.Birgün bu yaşadığım duyguya benzeyen eski bir duygumu hatırladım. "Yarın cok buyuk bir sınavım var ve ben ders çalışmıyorum." işte bu duyguya benzer duygular yaşadım.
Sadece o duygu değildi yaşadığım. "Çok zor günler geçirmiş ve sonrasında buyuk bir hediyeyi alamaya hak kazanacakmışım mutluluğu." hissi de vardı.
Kuzey Tan'ımız Doğunca diğer hissettiğim bir duygu."elimde dünyanın en değerli en değerli ve en değerli mücevheri var ve onu kaybetmektense ölmeyi isterim." duygusu.
Şuanda uyuyor ve hissediğim yarın sevgilisini görecek bir genç kızın heycanı.Uyuyamıyorum, kalbim hızlı hızlı çarpıyor. Yarın sabah uyanınca bana neler yapacağını beni nasıl mutlu edeceğini düşünüyorum.
Galiba annelikte duygular isimlerini, şekillerini değiştiriyor.
Daha yeni başladım bu yolculuğa ve öğrendikçe yazacağım. (Birde Kuzey Tan Beyden zaman bulunca.)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
