5 Ağustos 2016 Cuma

"YAKINMIŞIZ SAHİDEN"

Uyanmadın kuzen ve o derin uykuya daldın  15.07.16...

Hande Baba Özbek, benim minik kuzenim, uyanınca neler yapacağını düşünürken sen uyanmadın............

Senin ile ilgili yazsam kitaplar olur sayfalar dolar. Her noktada sen yok musun hayatımda. İşte artık olmama düşüncen beni çıldırtıyor. Bu haksızlık bu adaletsizlik....

Açtım yine okudum whatsapp yazışmalarımızı. Ayrı şehirde de olsak yaptığımız basit şeyleri bile yazıyormuşuz. Hep bir gelecek planındaymışız. Italya gidecektik; seneye tekne turu ile koyları gezecektik, Paris Disneyland gidecektik; sen ben binecektik çocuklar gibi;  dayımları alıp tatile gidecektik, evine gelip yeni evini kutlayacaktık; bir örnek o spor ayakkabılardan alacaktık .

Yüzölçümünden daha çok anı sığdırdığımız o ilçenin acısını çıkaracaktık, tüm dünyayı beraber gezip....

Son mesajın  başka bir şehirde konumlarımızı paylaşıp " yakınmışız sahiden" olmuş;  Peki şimdi ne olduk ...Hani yakındık...... Hiç bu kadar uzak olunur mu kuzen. Hani buluşacaktık o gün. Buluştuk ama hastanede olmamalıydı bu buluşmamız.

Seninle giden bir ben var, keşke  kalan bir sen  olsaydın benimle... bir acın kaldı yüreğimde geçmeyecek ...











Kuzey için tüm teyzeler Hande idi bilirsin. "Anne bu Hande benze miyor mu ?" diye seni ünlülere benzetirdi . Hastane kapısında "Neden ben Hande göremiyorum" diye sabırla bekledi.

 
 

 Beraber olduğumuz fotoğraflar o kadar az geldi ki bana ama senin kamera arkasında olduğunu bildiğim yüzlerce fotoğrafım, benim kamera arkasında olduğum yüzlerce fotogramız var elimde. Hep orada olduğunu bildiğim aslında sana gülümsediğim ....Aynı senin bana baktığın bu fotoğraflar gibi..









Kelebekler her yerde  biliyorum senden ................................







12 Temmuz 2016 Salı

SEN UYURKEN

Sen uyurken biz seni bekliyorduk.  "Neden ben giremiyorum " diye bekliyordu kapıda ufaklığın...
Sadece uyanıp neden bekliyorsunuz deyip hepimize kızmanı bekliyorum....
Sadece uyanıp planladıgımız tekne turunu yapmak istiyorum...
Sadece uyanıp sana haftaya getireceğim hediyeyi vermek istiyorum....
Sadece gözünü ac ve uyan
Sen uyurken çok sıkıcı kalabalıklar

24 Mayıs 2016 Salı

YOL


"Hikayemi yazsam" diye bulursun bazen kendini. "Bu bir film olsa" diye düşünürsün. Ben çocukluğumdan bu yana hayatımın hiç drama olmadığını, çok güzel mutluluk dolu anları olduğunu düşünerek yaşadım. Hikayemi anlattığımda çoğu kişi  bir drama filmi dese de, benim kameradan hiç öyle yaşamadım.



Yaşananları iyi yanlarıyla görmeyi o an yapamıyorum ama geriye dönüp tepeye tırmanıp o güne baktığımda güzel olanları görüp, o anları anarak yaşıyorum. Şehirlerin en güzel manzaraları gibi. Hiç kötü olanı da gömmüyor , hafızamdan silmiyor, gündeme getirmekten çekinmiyor ve  "ah ah ben ne acılar çektim" diye dövünmüyorum . Kötü alanı da o manzaradan hiç bir zaman silmiyorum. Bu duruma kızanlar olsa da, o manzaradan yaşadığın kötü olanı olmamış gibi silip iyi olanları dizmek seni iyileştirmez, seni sen olmanı engelleyeceğini düşünürüm. Dövünenlere hatta başkalarının yaşadığı ile kendi yaşadığını kıyaslayarak acıya üzüntüye değer biçerek yaşamaya çalışandan da uzak durmaya çalışıyorum.



Bazen bir dört yolda bekliyorum hayatımda , hangi yöne gideceğimi bilemiyor sağa sola bakıyorum.. Geri dönüp acısıyla tatlısıyla beni bu yola  getirenlerden  yardım istiyorum. Bazen diğer yollarda kilere soruyorum. Ellerini açıp beni kucaklayan sevenlerim, beni yollar için anne sevkati ile rehber gibi yol gösterenlerim, hiç yokmuşum gibi isteğimi duymayanlar, suçlu olmanın hissiyle kabuklarına saklanıp sessizce yaşayanlar, "senin yürüdüğün her yol güzel olur" diyenler var yollarda.




En korktuğum bu yollarda kırmızı başlıklı kızın karşılaştığı kurt. Aynen o kurttan korkuyorum. Hani o yolda kızı kandıran yalanlar söyleyen. O kurdu sevmiyorum. Yalanlar bu dünyaya gelen ilk kötülük.........