4 Şubat 2019 Pazartesi

Zamanda Yolculuk

Bu gece kendi kitabımı sana okurken uyumak istedin. Rüyalarına karışacak , heyecanlar yaratacak bir kitaptı. G. Wells  "Zaman Makinesi ".

Daha yolculuğa gelmeden kollarımda uyuyordun. Güzel rüyalar oğlum.

Ne zaman başlamıştım ben kitap okumaya , ne zaman sevmiştim? Dün konuşurken "benim meditasyonum" demiştim. Kitapların bana "zamanda yolculuk" yaptırdığından bahsetmiştim İzmir Güzeline. Kitap okurken bu zamandan sıyrılıp geçmişe kitapları okuduğum başka zamanlara yolculuk yapıyordum.

Aslında kitapları ilk, yazmayı deneyerek sevmiştim. Yazmayı öğrenince denediğim iki hikaye ile hatırlıyorum bu sevgiyi. Sonra hatırladığım, gazetelerin boş reklam sayfalarına resimler çizerken,  yaralanma ölüm haberlerini annemlere çaktırmadan okumalarım .80lerde büyümek bu olsa gerek.

Sonra  öğretmenimin bana hediye ettiği bir sürü kitaplar ile başlamıştı gerçek kitap sevgim ve kütüphane isteğim. İstanbul'dan memlekete geri dönerken  babasız kalmış bir çocuğa öğretmeninden ayrılık hediyesiydi .  Valize koyduğum kitapların yalnızlığıma ilaç olacağını düşünmüştü ve bana en iyi hediyeyi vermişti.

Eskişehir'de okulda "kütüphane kolu" yoktu sadece sınıfta "kitaplık görevlisi" vardı  ve ben bu görevi severek alıp her gün o kitapları düzenleyip , arkadaşlara verip geri alıp , sayıp, sırayla kontrol ederdim. Tabi ki okurdum hepsini bazen iki kez. Nazire öğretmenimin verdiği kitaplar çoktan "Son Mohikan" ile bitmişti.

Eskişehir'den Bilecik Pazaryeri'ne gidince dünyam daha da küçüldüğünü düşünürken kitaplar ile arkadaşlığım artıyordu ve dünyam büyümüştü. Elimde bir halk eğitim merkezi, okulda büyük bir kütüphane ve en sevdiğim "gezici kütüphane". Bir zaman kütüphanenin anahtarlarını bile vermişlerdi.

İlçe merkezine gelen gezici kütüphaneye 3-5 kitap alma hakkı ile girip 10 kitap ile çıkardım. Kitap okumayacaklarını bildiğim kuzenleri de götürüp kitap aldırırdım. Bir daha ki ziyarete kadar hepsini okuyup teslim etmeliydim. o kütüphanenin içi dar ama gördüğüm en güzel yolculuk makinasıydı.

Şuan kitap okurken bazen,

misafirlikte bir masanın kenarında okuduğum zamana giderim;
bir yaz günü salonda krem rengi teypte müzik dinlerken bordo kadife koltuklarda bir sağa bir sola hoplayarak okuduğum ana giderim; 
soğuk bir kış günü sobanım yanına koyduğum minderde ayaklarımı sobaya dayalı okuduğum geceye;
merdivende oturarak okuduğum hafta sonuna; 
kuzenimin sünnetinde köyde kalabalıkta okuduğum  Simyacı 'yı bitirince huzur bulduğum anları yaşarım.


Bu yolculuklar hiç bitmez giderek çoğalır; uçakta  kitap okurken ağlarken elimi tutan yaşlı teyzeyle olan yolculukla; Boğaziçi Üniversitesi kütüphanede 2. katta loş ışıkta arkada cam kenarına gizlenip okurken yanıma gelip gülümseyen sevgili ile , parklarda  çocuklara okuduğum; oğluma uyumadan önce okuduğum yolculuklarla çoğalır.

Ben zaman yolculuğumu kitaplar ile yaparım ve sadece kitap okuduğum anlara açılır o kapı.


22 Ocak 2019 Salı

SENİN YERİNE BEN

"Kara Murat o değil benim"

"Ben taşıyacağım" diye direnen bir 2 yaş çocuk sendromlu ve "sen yorulursun" diye direnen 30 yaş  ebeveyn.

Hangisi daha kötü?

Market çıkışı kendisine aldıklarını taşımak  isteyen bir  çocuk mu; yoksa onu anlamayıp onun adına yapamayacağına karar veren babası mı? 

Sabah okula giden çocuklar ve okul çantalarını her gün yüklenip taşınan aileler mi?

Serviste zorlanıyor diye her gün tüm ailenin km'leri yol yapan büyükler mi?  

"Nasılsın?" diye çocuğa sorduğunuzda "iyi teyzesi" diye seslendirme yapanlar mı?

Sadece çocuğu başka bir şey yemiyor  diye yapılan yemekler mi?

Hayatını çocuğa göre planlayan anne babalar mı; yoksa her şeyin kendi istediği gibi olmasını bekleyen çocuklar mı?

İstediği olmadı diye ağlayan çocuk mu yoksa "Canı sıkılmasın" "Aman Ağlamasın" "kafamız şişmesin" diye her istediği yapan aileler mi? 

Anasının babasının her istediğini yapmış olan bu çocuklar büyüdüğünde yaşanılan kaos mu? 

Hiç bir zorluğu yaşamamış, gözyaşının dünyanın sonu olduğunu sanan bu çocuklar bir gün ağladığında yaşanacakları mı? 

Konfor alanları dışında karar alınca girecekleri bunalım mı? 

Hep pohpohla büyüyenlere hata yaptıklarını söyleyince oluşan boşluk mu? 

Hangisi daha kötü?

Ailelerin özenle büyüttüğü, ailesinin bir tanesi çocuklar, hayatın sadece kendi etrafında döndüğünü sananlar büyüyor. Hayatta başrol oyuncusu olmadıklarını öğrenince olacaklar işte en kötüsü.

"Terrible Two" derken "Terrible Ebeveyn" de unutulmamalı. Terrible two biter ama  terrible ebeveynlik hiç bitmez. 


2018 Bozcaada  




18 Ocak 2019 Cuma

"Neden Yazmıyorsun Anne?"

Yazmayı seviyorum; anlatmayı seviyorum ama belki akıp giden hayatın içinde biraz kırılmışlık,  biraz burukluk yazmayı çok isteyip yazamıyorum.

Belki, okuyan kişilerin kimlerinin sonradan duyduğum bazı:

"Ben yoğun bir insanım zamanım yok böyle boş işlere" (Yapamadığı işleri yapanların işlerinin boş işler olduğunu düşünen ama kendisi sadece yoğun olanlar. Kulp takanlar)
 
"Ben yazsam daha güzelini yazarımda ünlü Blog anne olma heveslerinden değilim, yazan yazsın.  "  (Ben yapsam en iyi yaparım  ama istemediğimden yapmıyorum bahanecileri.)
 
"Okudum yazını 3 defa "de" "ki" yanlış yazım var" (Bardağın boş tarafında yaşayanlar.)
 
"Ay! Abartmış yine süslemiş yazmış , hayatı boktan yazdığına bak" (Hayatın içinde çabalarının hep negatif olması gerektiğini, onun tepkileri ile yaşaman gerektiğini düşünenler)
 
"Bunları sen mi yazdın, hadi itiraf et nereden aldın. kesin birinden alındı." (Seni hiç tanımayanlar)
 
"İşin gücün yok tabi ki yazarsın" (Seni hiç tanımayanlar 2, tanısa bile  işine gelmeyenler)
 
"Yine ağlak ağlak yazmışsın sil bunları" (Hayatın içinde çabalarının hep  pozitif olması gerektiğini, onun tepkileri ile yaşaman , her zaman onu üzmemen gerektiğini düşünenler)
 
"O son yazdığın yazıda bana mı laf söyledin" (Hayatın onun çevresinde döndüğünü zannedenler)

cümleleri de durdurmuştur.

Belki, hayatı sadece birini merakından blog girip okuyanlardan sıkılmışımdır.

Belki sadece yazmak ve paylaşmak istememişimdir.


Dün gece Kuzey in  "Neden Yazmıyorsun Anne?" diye sorması ile konuyu uyku öncesi seansa taşıdık. Sonuç: "O blog benim adımına ve ben ilerde okumak için istiyorum, yazmalısın ve ben ilerde hatırlamak için okuyacağım. Başladığın işi tamamla."  komutuyla tekrar yazmaya başlıyorum.


Oğluma Not: Sevdiğin şeyleri yapmalısın. Önüne çıkan kişiler seni sen yapmak için çıkmıştır. Gülümse saygı duy ve yoluna devam et. Onlar sadece geride kalsın.

Hayatı hep gülerek yaşamayacaksın. Karşına kötülerde çıkacak direneceksin ; Karşına bilgelerde çıkacak dinleyeceksin; Karşına cahillerde çıkacak öğreteceksin.

Hayatı hep ağlayarak geçirmeyeceksin. Karşına iyilerde çıkacak arkadaş olacaksın; Karşına doğa çıkacak koruyacaksın; Karşına çıkacak gelecek için hazırlanacaksın, yaratacaksın ve büyüyeceksin.