18 Ocak 2019 Cuma

"Neden Yazmıyorsun Anne?"

Yazmayı seviyorum; anlatmayı seviyorum ama belki akıp giden hayatın içinde biraz kırılmışlık,  biraz burukluk yazmayı çok isteyip yazamıyorum.

Belki, okuyan kişilerin kimlerinin sonradan duyduğum bazı:

"Ben yoğun bir insanım zamanım yok böyle boş işlere" (Yapamadığı işleri yapanların işlerinin boş işler olduğunu düşünen ama kendisi sadece yoğun olanlar. Kulp takanlar)
 
"Ben yazsam daha güzelini yazarımda ünlü Blog anne olma heveslerinden değilim, yazan yazsın.  "  (Ben yapsam en iyi yaparım  ama istemediğimden yapmıyorum bahanecileri.)
 
"Okudum yazını 3 defa "de" "ki" yanlış yazım var" (Bardağın boş tarafında yaşayanlar.)
 
"Ay! Abartmış yine süslemiş yazmış , hayatı boktan yazdığına bak" (Hayatın içinde çabalarının hep negatif olması gerektiğini, onun tepkileri ile yaşaman gerektiğini düşünenler)
 
"Bunları sen mi yazdın, hadi itiraf et nereden aldın. kesin birinden alındı." (Seni hiç tanımayanlar)
 
"İşin gücün yok tabi ki yazarsın" (Seni hiç tanımayanlar 2, tanısa bile  işine gelmeyenler)
 
"Yine ağlak ağlak yazmışsın sil bunları" (Hayatın içinde çabalarının hep  pozitif olması gerektiğini, onun tepkileri ile yaşaman , her zaman onu üzmemen gerektiğini düşünenler)
 
"O son yazdığın yazıda bana mı laf söyledin" (Hayatın onun çevresinde döndüğünü zannedenler)

cümleleri de durdurmuştur.

Belki, hayatı sadece birini merakından blog girip okuyanlardan sıkılmışımdır.

Belki sadece yazmak ve paylaşmak istememişimdir.


Dün gece Kuzey in  "Neden Yazmıyorsun Anne?" diye sorması ile konuyu uyku öncesi seansa taşıdık. Sonuç: "O blog benim adımına ve ben ilerde okumak için istiyorum, yazmalısın ve ben ilerde hatırlamak için okuyacağım. Başladığın işi tamamla."  komutuyla tekrar yazmaya başlıyorum.


Oğluma Not: Sevdiğin şeyleri yapmalısın. Önüne çıkan kişiler seni sen yapmak için çıkmıştır. Gülümse saygı duy ve yoluna devam et. Onlar sadece geride kalsın.

Hayatı hep gülerek yaşamayacaksın. Karşına kötülerde çıkacak direneceksin ; Karşına bilgelerde çıkacak dinleyeceksin; Karşına cahillerde çıkacak öğreteceksin.

Hayatı hep ağlayarak geçirmeyeceksin. Karşına iyilerde çıkacak arkadaş olacaksın; Karşına doğa çıkacak koruyacaksın; Karşına çıkacak gelecek için hazırlanacaksın, yaratacaksın ve büyüyeceksin.




3 Haziran 2018 Pazar

4.SINIF BİTERKEN


Bir çoçuk büyürken  bazı geceler zaman hiç geçmeyecek sanırız. Ağlamaları , tutturmaları , konuşmaları,.... O zamana takılı kalır o sesler.

Kuzey büyürken her ağlamasını "Bu onun konuşma şekli,  bizimle iletişim kurmaya çalışıyor" diye sabırla bekledim. Bazende ona çılgınca şarkılar söyleyip ağlamasını kahkahalara dönüştürmeye çalıştım.

İşte  zaman hızla geçti.

Dün Kuzey sahnedeyken hiç bitmesin istedim o dakikalar. Onu dinlerken  bu sefer bir değişiklik vardı: o şarkı söylüyor ve ben ağlıyordum ....

2 Haziran 2018 Cumartesi günü bize süper bir sürpriz yaptı. Gitar gösterisinde Romence çalacak derken , sahne de son şarkıda öğretmeninin arkasında saklanmış ve birden "Gülpembe" söylemeye başladı. Annelik kuralı ağlamaya başlamamak elde değildi.

Gurur duymak , mutlu olmak hepsi bir araya gelince de gözyaşları ile bu günümüzde kocaman bir anı yaratıp günü bitirdik.






Not:
Yazın gitar çalmak istemeyen çocuk öğretmeni ile tanıştığı ilk dakika "klasik gitar çalacağım ben"  diye başlamış; "sahne korkum var sahneye çıkmam" derken gösteride şarkı söylemiş  ve bizlere inanılmaz bir süpriz yapmıştı. 

Bu sabah uyandığında sanki o sahnenin tozunu (gazını) almış, alkışların sarhoşluğu ile öz güven ile tekrar o sahnelere çıkacağının konuşmalarını yapıyordu. 

"Menajerim sen olursun anne. Babam da korumam olur. Bateriye de başlamak istiyorum. Eve bir bateri alalım. ...."  

Sadece müzik değil resim çalışmaları için de  "Resimleri satacağım. 100 tl den başlayacak açık arttırma. Yine sen alırsın bence hepsini değil mi anne?"

Hep böyle kendinden emin adımlarla yürü oğlum. 



DİKKAT MEZUN VAR!

Mezuniyet için smokin almak isteyen ve lacivert smokin alıp hiç üstünden çıkarmak istemeyen bir yeni mezunumuz var. Her yere smokin ile gitmek istiyor. İnanmazsınız ilk gün misafirliğe gittik.Okula her gün giymek istiyor . Karne günü giymesine izin vereceğimi söyledim  ve her gün giymekten  vazgeçmesi için ikna ettim. 

Bizi korkutan smokini giyince içine James Bond kaçmış gibi yürüyor ve bakıyor. 



30 Nisan 2018 Pazartesi

VANİLYALI DONDURMA

"Hiç bu kadar güzel vanilyalı dondurma yemedim ben anne" 

Belkide çocukluğumdan özlediğim, kaybettiğim tat budur diye ben de aldım bir tane.

IKEA kapısın önünde güzel dolunay ışığında bankta otururken bana da beğendiği tadı onaylatmak için

"Hiç bu kadar güzelini yedin mi anne?"

"Evet yedim oğlum ama ona benzediği için bunu da çok sevdim"

"Nerede yedin? Neden bana yedirmedin hiç?"

"Büyüdüğüm küçük ilçede yedim."

İşte o an gittim o günlere. Akşam yemekten sonra Soydan'lara dondurma almaya gitmelerimiz. Özellikle cumartesi düğün salonun müziğini arkada bırakıp kuzenler ordusu ile eğlenen kalabalık  gruplar arasına karışıp gidişimiz, annelere kapta kiloluk bize külahta aldığımız dondurmaların tadı geldi aklıma. Vanilyalı dondurma......

"Bana da ısmarlar mısın bir gün orada?"
"Tamam..."

O an aklıma geldi. bir gün bu sahneyi  hatırlayacak mıydı ki?

"Kuzey bir gün bu anı hatırlar mısın ki? IKEA önünde beraber dondurma yediğimizi?"

"Hatırlayamam anne. Hiç zannetmiyorum. Ben büyüyorum ve anılarım çoğu yavaş yavaş silinecek"

"@½&#....Ama oğlum bazı anılar hiç beklemediğin bir anda aklına gelir ve hatırlarsın. Mesala suan benim vanilyalı dondurma için hatırladıklarım"

Durumu riske atmamak için buraya yazmak istedim. Bakalım belkide hatırlarsın. soğuk vanilyalı dondurmalarımızı yerken ısınmak için sarıldığımızı.