2 Ekim 2021 Cumartesi

2020-21 notlar

 Sevgili oğlum, 

Yıllar sonra geçmişe dönüp baktığında bu yıllar için neler hatırlarsın? 

16.03.2020 tarihinden beri okullarin kapanıp, online egitime geçtiğinizi. 

Bu süreçte  yogun çalışan anne baban sokaga çıkma yasağı çıkınca is yerinde kalir diye endişeli gunler geçirdiğini 

Eve alınan abur cuburları bir günde bitirdiğini 

Saat kurup online derslerini kaçırmayıp hep kendi kendine takipte olmak zorunda kalman ve bu disiplinli yaklaşımın. Ders kaçırdın diye sinirlenmelerin …

Maskeler , maskeler, maskeler 😷 

Tatilsiz, haftasonu gezmeleri olmadan, misafirsiz 1 yıl.

Online arkadaşlıklar ve Sadece anne baba  görmek 

Hiç aksatmadan Online gitar dersleri

Babanne ve büyükannenin komsu olması 

Buyukannenin gidişi 

Covid karantina hayatı 

Seller, Deprem, yangın 

Not: Bu yazı çok önceden not almak amacı ile yazılmış 2 Ekim 2021 uzak bir tarih olarak düşünülüp, o tarihe tamamlanır planlaması yapılıp tamamlanmamış. Yayın yayıldığı mesajı ile blog çalındı telaşı oldu bir an …

14 Ocak 2021 Perşembe

Sobada Kül Bırakma




Sabah tangur tungur sesler uykumu bölüyor , uyku mahmurluğu ile gerinirken, sıcacık yataktan asla çıkmayı düşünmüyordum. Gelen  çayın kokusu , kızarmış ekmek kokusu bile bu sıcak yatağı ve ağır yorganı bana terk ettiremez derken bir ses....

“Camdan dışarı bakın” 


Sıcak yataktan çıkmamız için yapılmış bir anne oyunudur. Kesinlikle inanmayız. 


“Camdan dışarı bakın, kar yağmış “ 


Neee? Işık hızında çıkılır yataktan ve camdan dışarı bakılır. 


Biz , günümüzün çocukları gibi “kar” denilince havaya değil, yerde ararız karı. Kar dediğin  bilek boyunu geçmeli, okul günü ise diz boyunu geçmeli. Camdan tarama yapılıp kar yüksekliğine göre plan yapılır. Yağan kar ile yapılacaklar düşünülür.


Bugün kar boyu kızak zamanı. Birdenbire aklıma bir senaryo gelir. az önce duyduğum tangır tungurların soba kova değiştirme sesi olduğunu anlama eşliğinde gözümde canlanır. O kovanın kapının önüne çıkarıldığı, biraz soğuma sonrası evin önünde ki yokuş buzlanmasın, insanlar arabalar kaymasın diye çıkarılıp döküleceği. HAYIR OLAMAZ! 


Işık hızı ile giyinme merasimi ve anneye yalvarma ritüeli ...


“ Lütfen anne dökme külü sokağa” 

“ Lütfen anne biz önce kayalım sonra dökün” 

“Lütfen anne....”


Hayır mahalle anneleri bildiğin örgüt. Biri döktüğü an, hep beraber ellerinde kovalarla buz üstünde  gosteriye çıkıp , hepsi yokuşu griye, siyaha boyuyor. Korkuyorlar belki Ocaklardan  gelen kamyonlar kayıp eve çarparsa, korkuyorlar camiden çıkan amcalar düşüp bir yerlerini kırar diye, korkuyorlar biz yaramazlar o yolu “kara buz” yapana kadar ne kavgalar ne yaralanmalar yaşarız diye. 


Onlarda çocuk oldu , onlarında içi gidiyordur eminim. Koca koca  kadınlar kızak kayarsa ayıp olur diye kovayı götürürken belki biraz kayarak yolun ortasına geleceklerdi.


Kahvaltıdan sonra kızak kayma izni ile de, ışık hızıyla kahvaltı yapılır ama gözler yokuşu takipte  “ya başka bir anne ikna edilememiş ve kovayla çıkarsa “ endişesindeyizdir. Sobada , kovalarda küller dururken çılgınca eğlenmeye , ellerimizde kayma  metalleri haftalardır parlatılarak karı bekleyen kızaklar kapılıp koşulurdu. Pardon pardon koşmazdık , kayardık veya düşerdik ve asla geri eve dönmezdik. 


O kül sobadan çıktıysa muhakkak dökülecek bilirdik ama ne zaman? Biz kavga edersek , gürültü yapıp bir teyzenin kafası sişerse, bir anne çocuğu eve çağırır ve çocuk gelmezse veya akşam eve girme vaktinde veya kara buz olunca . Kurallar netti. 


Sobanın külleri , hikayenin sonunda Pazaryeri’ nin o yokuşunda mutluluk seslerimizin beyazını griye boyardı. Anneler sobada kül bırakmadı.


Not:Yarın yağması  için beklenen kar için hiç bir zaman hissedilemiyecek hislerin Istanbul trafiğinde yoğunlaşması

Not :Foto 2017 kışı, yokuş olmayan ve hiç sobanın külünü görmemiş sokağımız. 


4 Şubat 2019 Pazartesi

Zamanda Yolculuk

Bu gece kendi kitabımı sana okurken uyumak istedin. Rüyalarına karışacak , heyecanlar yaratacak bir kitaptı. G. Wells  "Zaman Makinesi ".

Daha yolculuğa gelmeden kollarımda uyuyordun. Güzel rüyalar oğlum.

Ne zaman başlamıştım ben kitap okumaya , ne zaman sevmiştim? Dün konuşurken "benim meditasyonum" demiştim. Kitapların bana "zamanda yolculuk" yaptırdığından bahsetmiştim İzmir Güzeline. Kitap okurken bu zamandan sıyrılıp geçmişe kitapları okuduğum başka zamanlara yolculuk yapıyordum.

Aslında kitapları ilk, yazmayı deneyerek sevmiştim. Yazmayı öğrenince denediğim iki hikaye ile hatırlıyorum bu sevgiyi. Sonra hatırladığım, gazetelerin boş reklam sayfalarına resimler çizerken,  yaralanma ölüm haberlerini annemlere çaktırmadan okumalarım .80lerde büyümek bu olsa gerek.

Sonra  öğretmenimin bana hediye ettiği bir sürü kitaplar ile başlamıştı gerçek kitap sevgim ve kütüphane isteğim. İstanbul'dan memlekete geri dönerken  babasız kalmış bir çocuğa öğretmeninden ayrılık hediyesiydi .  Valize koyduğum kitapların yalnızlığıma ilaç olacağını düşünmüştü ve bana en iyi hediyeyi vermişti.

Eskişehir'de okulda "kütüphane kolu" yoktu sadece sınıfta "kitaplık görevlisi" vardı  ve ben bu görevi severek alıp her gün o kitapları düzenleyip , arkadaşlara verip geri alıp , sayıp, sırayla kontrol ederdim. Tabi ki okurdum hepsini bazen iki kez. Nazire öğretmenimin verdiği kitaplar çoktan "Son Mohikan" ile bitmişti.

Eskişehir'den Bilecik Pazaryeri'ne gidince dünyam daha da küçüldüğünü düşünürken kitaplar ile arkadaşlığım artıyordu ve dünyam büyümüştü. Elimde bir halk eğitim merkezi, okulda büyük bir kütüphane ve en sevdiğim "gezici kütüphane". Bir zaman kütüphanenin anahtarlarını bile vermişlerdi.

İlçe merkezine gelen gezici kütüphaneye 3-5 kitap alma hakkı ile girip 10 kitap ile çıkardım. Kitap okumayacaklarını bildiğim kuzenleri de götürüp kitap aldırırdım. Bir daha ki ziyarete kadar hepsini okuyup teslim etmeliydim. o kütüphanenin içi dar ama gördüğüm en güzel yolculuk makinasıydı.

Şuan kitap okurken bazen,

misafirlikte bir masanın kenarında okuduğum zamana giderim;
bir yaz günü salonda krem rengi teypte müzik dinlerken bordo kadife koltuklarda bir sağa bir sola hoplayarak okuduğum ana giderim; 
soğuk bir kış günü sobanım yanına koyduğum minderde ayaklarımı sobaya dayalı okuduğum geceye;
merdivende oturarak okuduğum hafta sonuna; 
kuzenimin sünnetinde köyde kalabalıkta okuduğum  Simyacı 'yı bitirince huzur bulduğum anları yaşarım.


Bu yolculuklar hiç bitmez giderek çoğalır; uçakta  kitap okurken ağlarken elimi tutan yaşlı teyzeyle olan yolculukla; Boğaziçi Üniversitesi kütüphanede 2. katta loş ışıkta arkada cam kenarına gizlenip okurken yanıma gelip gülümseyen sevgili ile , parklarda  çocuklara okuduğum; oğluma uyumadan önce okuduğum yolculuklarla çoğalır.

Ben zaman yolculuğumu kitaplar ile yaparım ve sadece kitap okuduğum anlara açılır o kapı.